‘’Koç, evrende biricik ve tek olduğumuzu hatırlatan kişidir’’

‘’Koç, evrende biricik ve tek olduğumuzu hatırlatan kişidir’’

‘’Koçluk gizlilik ilkesiyle yapılır. Koç dedikodu yapmaz, bir yakınınız gibi sizi aşağılaması, size kırılması, sizi sorgulaması gibi olasılıklar da yoktur. Eleştirmez, akıl vermez! Koç, danışanın fark edemediklerini fark ettiren kişidir. Koç, geçmişle de ilgilenmez. Sadece âna ve geleceğe yönelik hareket eder. Son derece sabırlı olmalıdır. Koçun en önemli özelliği danışanına inanmaktır.’’

TV 8.5 - İş Dünyası Programı, Nuray Tayız ile yapılan röportajın tam metni;

Yaşam Koçluğu serüveniniz nasıl başlıyor? Nasıl karar verdiniz bu mesleği icra etmeye? 
Gazetecilik ve Reklamcılık mesleğimde 30 yılı tamamladıktan sonra Koçluk mesleğine büyük bir merak duymaya başladım. Son 4 senem bu eğitimlerle geçti. Yaşam Koçluğunun yanı sıra İlişki Koçuyum. Ve Biyometrik Yüz Okuma ve Beden Dili Uzmanıyım. Bir diğer tanımı da Profil Analiz Uzmanlığıdır.

Bu meslek için çoğu kişide insanlara yardımcı olmadan çok pazarlama işin içindeymiş gibi bir algı var. İnsanların yaşam koçları için böyle bir algısı olmasına nasıl bakıyorsunuz? 
Son derece keskin etik kurallar var. Yaşam Koçları ile ilgili olumsuz algıların olması üzücü. İnsanlarımız Koçu seçerken de aldıkları diğer hizmetlerde olması gerektiği gibi titiz davranmalılar, araştırdıktan sonra karar vermeliler.

Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Neden yaşam koçluğu? 
Ben gazeteci kökenli olduğum için işim zaten insanlarla iletişim halinde olmamı gerektiriyordu. Yaşam ve İlişki Koçu olarak da işim yine soru sormak fakat bu kez danışanın hedef belirlemesine yönelik sorular, inanç kalıplarını, değerlerini öğrenmesine yardımcı olacak sorular soruyorum. Koç da bir gazeteci gibi araştırma ve problem çözme becerisine sahip olmalıdır. Kendimi gazeteci iken de bir Koç gibi yargısız davranan, sabırlı, planlı, pozitif, gerçekçi biri olarak gördüğüm için Koç olmaya elverişli olduğumu düşündüm. Diğer önemli konu ise; insanların tek bir yanlış kararlarının en az 7-10 yıllarına hatta ömür boyu kayıplarına mal olduğunu görmem ve bunun önlenmesi için uğraş vermeyi istememdir.

Kendinize bu alanı seçtikten sonraki adımlarınız neler oldu? Nasıl bir birikim gerekir de kişi kendisine “Tamam artık ben bir yaşam koçuyum” der? 
Öncelikle Koçlukta da, Yüz Okuma ve Beden Dili Analistliğinde de hayat boyu öğrenci olmayı kabul etmemiz gerekiyor. Sürekli okuyup araştırıyorum. Eski ve yeni kaynakları, Türk ve yabancı araştırmacıların kaynaklarını sürekli takip etmem gerekiyor. Koçluk 1970’lerde ABD’de başlayan bir meslek olmasına karşın, Yüz Okuma ve Beden Dili Uzmanlığı M.Ö. 2500 yıllarına dayanan bir ilmin modern versiyonudur. Bu nedenle geçmişten günümüze gelen bütün çalışmaların da sağlamasını yapmamız gerekiyor.

Hizmet almak isteyen kişiler genellikle ne tür sorunlardan dolayı size ulaşıyorlar?
Türkiyemiz’de daha çok kadın-erkek ilişkilerinde sorunlar var. Bunun da en önemli sebebi inanç kalıplarıyla hareket etmemiz; bazı yörelerde de halen ağır geleneksel kuralların mevcut olması. İnanç kalıplarına; kızın evlenme yaşının geçmesi, nişan yapılıp vazgeçmenin ayıp sayılması, ‘dul kadın’ yaftasıyla yaşamaktan çekinmek, kızın erkek arkadaşı ile adının çıkmasından korkularak evlendirilmesi, ‘başı bağlansın’ düşüncesi; kadın erkek diyaloglarının pek çok yerde ayıplanması, anne-baba evinden ayrılma isteği gibi sebeplerle kişiler birbirine tam olarak uygun olup olmadıklarını anlayamadan evliliğe sürükleniyorlar. Bunun sonucunda da mutsuz ailelerin ve boşanmaların hızla çoğaldığını görüyoruz.

Kurumlardaki yapı nasıl oluyor?
Kurumlar; çalışanları için koçluk hizmeti alarak motivasyonu daha yüksek, daha verimli, mobbingin en alt seviyelere düşürülebileceği; insan kaynakları departmanlarında da işin niteliği ve personelin kalitesinin eşleşmesi açısından daha sağlıklı bir sisteme kavuşabilirler. Koç ve Yüz Okuma ve Beden Dili Uzmanlarından bu anlamda hizmet alabilirler.
The Economic Times gazetesinin yapmış olduğu ankete göre Koçluğa yapılan yatırımlar 6 kat oranında bir verimlilik sağlıyor. İlişkilerde yüzde 77, takım çalışmasında yüzde 67, iş ve işçi memnuniyetinde yüzde 61 ve üretilen ürünün kalitesinde yüzde 48’lik bir artış sağlıyor. Koçluk son 20 yılda getirisi en yüksek sonuçlanan bir katma değerdir.
Coca Cola, Facebook, Hilton gibi Fortune500 listesinde yer alan şirketlerin tamamına yakını profesyonel koçluk hizmeti almaktadır.

Koçluk yaparken yaşadığınız ilginç bir deneyiminiz var mıdır?
Koçlukta en muhteşem an, ‘’Aha’’ anı diye tabir edilen andır. Kişinin kafası karışıktır. Değersizlik ve kaybolmuşluk hissi yaşarken, evrende tek ve biricik olmanın özel anını yaşadığı andır. Bu benim için bir ışığın yandığı, gerçekten ruhani bir andır. Bu an aynı zamanda, kişinin kendisiyle karşılaşıp, barıştığı ve kucaklaştığı andır.

İnsanlar sorunlarını yakın hissettiği, güvendiği bir insana da açabilir ve fikir alabilirler. Koçluğu bu durumdan ayıran profesyonel kısım ne oluyor?
Koçu bu durumdan ayıran profesyonel kısım; yargılamaması, akıl vermemesi, nasihat etmemesi, yönlendirmemesi, mimikleri ile bile onu kınayan, onu eleştiren en ufak bir hareketinin dahi olmamasıdır. Koçluk gizlilik ilkesiyle yapılır. Koç dedikodu yapmaz, bir yakınınız gibi sizi aşağılaması, size kırılması, sizi sorgulaması gibi olasılıklar da yoktur. Koç, danışanın fark edemediklerini fark ettiren kişidir. Koç, geçmişle de ilgilenmez. Sadece âna ve geleceğe yönelik hareket eder. Son derece sabırlı olmalıdır. Koçun en önemli özelliği danışanına inanmaktır. Hiçbir şeyin asla aynı kalmayacağını danışanlarının anlamasını sağlayan kişidir. Koç, nötr olmalıdır; ırk, din, sosyal statü farkı gözetemez. Bunların dışında davranan kişi Koç değildir.

Siz koçluğu nasıl tanımlıyorsunuz?
Koç, insanların hayat yolunda harekette olmasını, yapması gerekeni yapmasını; kurban değil kendi istediği kişi olması gerektiğini anlamasını sağlayan, evrende biricik ve tek olduğumuzu hatırlatan kişidir.

Peki, bir yaşam koçu olarak genç girişimcilere vermek istediğiniz tavsiyeler nelerdir? 
Yapmak istediklerimizi yapabilmemiz için durmamamız önemlidir. Varılacak yer önemli değildir. Çünkü gelecekle ilgili hedeflerimiz olsa bile öncelikle bulunduğumuz anı olumlu ve dürüstçe yaşamalıyız.

Bir kişinin birçok farklı hedefi de olabilir. Önemli olan önem sırasına göre davranmak ama her zaman kendimize ve başkalarına karşı dürüst olmaktır. Hedeflerimizden birini kaçırdığımızda veya eksik yaptığımızda hayal kırıklığı yaşamamak için bunun doğru zaman, doğru yer veya doğru kişi olmadığını bilmemiz gerekir. 

Paulo Coelho’nın Simyacı adlı masalsı romanında bir insanın kişisel menkîbesini yerine getirmesi için karşısına çıkan Yaşlı Kral bir Koç görevindedir aslında. Romanda kişinin kendisine yön gösteren işaretleri anlamayı ve takip etmeyi öğrenmesi gerektiğine ve dürüstlük çabasına vurgu yapılır. Yazar, Simyacı’yı Mevlânâ’nın Mesnevî’sinden esinlenerek yazmıştır. 

Hz.Mevlânâ, Mesnevî’nin ilk cildinin başlarında, ‘’Cenâb-ı Hakk'tan her hususta başarıya ulaşmamız için edeb niyâz edelim’’ derken, hayat yolundaki en önemli gereci işaret eder.

Beden dili, beden duruşu nedir?
İnsanlarda sözsüz iletişimi sağlayan beden hareketleridir. Beden duruşu postür diye tanımlanır. Beden duruşuna bakan bir uzman, kişinin stresli mi, heyecanlı mı, kaçak mı ya da gizli bir işle mi uğraştığını anlayabilir. Jestler ve makro - mikro mimikler şeklinde ifade edilir. Birbirimize yaklaşım mesafelerimiz, ellerin vücut üzerindeki hareketleri, ayakların ve bacakların duruşu, yürürkenki vücut salınımı, dik, kambur ya da yatay duruşlar, kolların bağlanma şekilleri, otururken aldığımız pozisyonlar vb. jestleri ifade eder. Bakışlar, göz hareketleri, kaş hareketleri, ağızın aldığı pozisyonlar, gülme şekilleri, yanakların aldığı pozisyonlar vb. ise makro ve mikro mimikleri içerir.

İletişimde beden dilinin önemi nedir? Beden dilinin önemini sözlü iletişimle karşılaştırabilir misiniz? 
Beden dili bizlere sözlü iletişime göre yüzde 60’lar seviyesinde bir anlatım verir. Prof. Albert Mehrabian 1970’lerde ortaya koyduğu teoriye göre; kişisel iletişimde kelimeler %7, ses tonu %38  ve beden dili %55 etkili olmaktadır.
Beden dilini herkes hisseder ancak bu konuda bir eğitim almadıysa anlam yüklemede sorun yaşar. Hatta güvensiz gördüğü bir kişi için bile ‘’Ben ne kadar kötü düşünceli bir insanım!’’ şeklinde kendisini bile suçladığı olur. Bu yüzden sözlü ve sözsüz iletişimin okullarda ders olarak okutulmasının çok önemli olduğu görüşündeyim. Çünkü ebeveynlerin çocuklarını koruması ve doğru yönlendirmesi açısından, çocukların ve gençlerin de daha sağlıklı bir sosyal yaşam için sözlü ve sözsüz iletişim ve beden dili bilgilerini almış olmaları gerekiyor.

Ülke ve toplum olarak iletişim notumuz nasıl? 
Yardımsever, misafirperver bir toplumuz. Bu geleneksel özelliğimiz ile sosyo ekonomik ve buna bağlı olan psikolojik sorunların suç oranını artırması büyük bir çelişki oluşturdu. Toplumda büyük bir güvensizlik oluştu. Sözlere güven kalmadı. Kişisel ilişkilerde, arkadaşlıklarda daha mesafeli olmaya başladık. Ama olumlu olan bir yanı da kişileri tanımada daha çok kanıta ve olumlamaya ihtiyaç duyuyor olmamız.

İletişim notumuzun mutluluk notumuzla paralel olduğunu düşünüyorum.   Birleşmiş Milletler’in Araştırmasına göre Türkiye mutluluk notunda 2020’de 149 ülke arasında 93’üncü sırada iken 2021’de 104’üncü sıraya geriledi. En mutlu ülkeler 1’inci sırada Fillandiya; onu Danimarka ve İsviçre izliyor. İlk 9 ülke Avrupa ülkeleri. Bu da gösteriyor ki sosyo ekonomik refah, suç ve suçlu oranını azaltıyor; bu da güveni, güven de sağlıklı iletişimi ve mutluluğu artırıyor.

Ülkeler ve kültürlere göre beden dilinde farklılıklar var mıdır?
Beden dili ırk gözetmeksizin tüm insanlar, hatta sürüngenlerin ve kuşların dışında tüm canlılarda ortak özellikler taşımaktadır. Ancak negatif kaynaklı beden dili böcekler dahil tüm canlılarda aynıdır: Cenin pozisyonu (ölümden korunma içgüdüsünün son raddesinde olur), organ saklamak (stresli anlarda vücuda dokunmak, bir şeye tutunmak), gölgeyi küçültmek (vücudu daraltma eylemi – saklanma ve/veya saklama ihtiyacı), yine insanlarda ve maymunlarda görülen avuç içlerinin vücudun çeşitli yerlerine değmesi… Paradil de canlılarda ortak beden dilidir; vurmalar, çıtlatmalar, kaşınma sesleri gibi…

Tüm canlılarda istisnasız ortak olan en önemli beden dilleri ise; donma, kaçma ve saldırmadır.  

Ülkeler ve kültürlere göre sadece işaretleşme ve selamlaşmalarda farklılıklar var. Örneğin; Tibet’te dil çıkararak selamlaşılırken Eskimolar burunlarını sürtüştürür. Filipinler’de de gözleri hızlıca kapatıp açmak bir selamlaşma işaretidir.Jopanya, Kore, Tayland, Zambiya’da uzun süre göz göze bakışmak ayıptır. Avusturalya’da avuç dışa bakarak yapılan zafer işareti cinsellikle ilişkilendirilir. Başparmağımızı kaldırarak yaptığımız tamamdır, okey, doğru anlamına gelen işaret Afganistan, Nijerya, İtalya, İran ve Yunanistan’ın bazı bölgelerinde yine cinsellikle ilişkilendirilir. 

Türkiye’de, Tayland’da, Kafkas ülkelerinde başkalarının yanında ayak ve bacak uzatmak ayıp karşılanırken Avrupa ülkelerinde daha normal karşılanmaktadır. Arap ülkelerinin bir kısmında erkeklerin ele ele dolaşması normal karşılanıyor. 

Biyometrik Yüz Okuma Eğitimi ve Beden Dili Eğitimi Nedir ? Biyometrik Yüz Okuma ve Profil Tanımlama Nasıl Uygulanır? 
Biyometrik yüz okuma eğitimi, yüzün belirli bölümlere ayrılarak her insanın kendine özel olarak büyüklük küçüklük, şekilsel özelliklerine varsa kırışıklık özelliklerine göre kişilik ve karakter özelliklerinin okunmasıdır. Bu okuma bilimsel verilerden yararlanarak yapılmaktadır. Yüzün yanı sıra kişinin bedensel özellikleri, simetri ve asimetriler de göz önüne alınarak jest ve mimikleri, ses tonu, kelimeleri kullanış hatta yazış şekli kişilik ve karakteri, eğitim seviyesi hakkında önemli referanslar vermektedir. Bu eğitim yüz özellikleri, anlamları, yüz okuma teknikleri; beden dillerinin anlamları, profil tanımlamadaki bilimsel sonuçlara dayalı sınıflandırmalar ile verilmektedir.

Biyometrik Yüz Okuma ve Beden Dili Eğitimi Hangi Alanlarda Kullanılır? Kimler Biyometrik Yüz Okuma ve Beden Dili Uzmanı Olabilir?
Bu eğitimi emniyet teşkilatı mensupları, güvenlik görevlileri, insan kaynakları çalışanları, personel müdürleri, öğretmenler, siyasi danışmanlar, adli tıp çalışanları, psikologlar, psikiyatristler, aile terapistleri, sosyologlar, gazeteciler ve ihtiyaç duyan tüm meslek mensupları alabilir.

Profil Analiz Uzmanlığı sosyal ve pozitif bilimlerden beslenen bir multi disiplin olduğundan Uzman olmak için kişi hangi alanda çalışacaksa kendisinde eksik olan eğitimleri almalı, hayat boyu bir öğrenci ve araştırmacı olmayı kabul etmelidir.

Sizin ileriki hedefleriniz neler? 
En önemli hedeflerimden biri sokak hayvanlarının 150-200 yıla da mal olsa doğal ortamlar oluşturularak, uzmanların da içinde olduğu bir yapılaşma ile yavaş yavaş kendi doğal ortamlarına dönmesi adına çalışmalar yapmaktır. Çünkü hayvanlara davranış şekillerimiz de psikolojik yapımızı, düşünme şeklimizi olumlu ya da olumsuz etkileyen çok önemli bir unsurdur. Canlıları doğal yaşamından koparmak bir eziyettir. Esir etmek ikinci bir eziyet, bunu normalize etmek üçüncü büyük insanlık ayıbıdır. Evlerde beslenen köpekler için de balkona kapatmak, günler boyu zincire vurmak gibi farklı sorunlar vardır. Bu davranışlar farkında olsak da olmasak da kötülüğün normalize edilmesinin beyin alıştırmalarıdır.

Özellikle köpeklerin şehirlerin, trafiğin içinde doğal yapılarına hiç uygun olmayan ortamlarda, insanlardan gelecek yiyecekleri bekleyerek, çoğu zaman aç ve tehlikelere açık, mutsuz bir şekilde yaşatılmaları ya da işin içinden çıkamayınca barınaklara ya da çöplük arazilerine atılmaları insanlık ayıbıdır. Ormanlara yakın arazilerde doğal ortamlar hazırlanarak, uzmanların da desteği ile kısırlaştırma çalışmaları ile yavaş yavaş avlanma yetileri geri kazandırılarak olması gereken doğalarına döndürülmelidirler. Tabii bekçi, narkotik, yardım, arama-kurtarma köpekleri bunun haricindedir. Pet alım satımı -kuş ve sürüngenler dahil- yasak edilmelidir. 

0